Otomatizm ne demek tıp ?

Emir

New member
Otomatizm ve Tıptaki Yeri: Toplumsal Cinsiyet, Irk ve Sınıf Çerçevesinde Bir İnceleme

Otomatizm kelimesi, tıpta genellikle vücudun bilinçli kontrol dışında gerçekleşen hareketleri veya işlevleri ifade etmek için kullanılır. Ancak bu tanımın ötesinde, otomatikleşmiş davranışlar, bedenin ve zihin arasındaki karmaşık ilişkilerle, bazen toplumsal yapılarla da doğrudan ilişkilidir. İnsan bedeninin bazı işlevlerinin dışsal faktörlerden, toplumdan ve çevreden nasıl etkilendiğini düşündüğümüzde, bu durumun daha fazla anlam kazandığını fark ederiz. Otomatizmin tıptaki yeri, yalnızca biyolojik bir süreç değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi sosyal yapılarla şekillenen bir fenomen olabilir.

Otomatizm Nedir ve Tıptaki Rolü?

Tıpta, otomatik hareketler veya işlevler, vücudun bilinçli müdahale olmaksızın gerçekleşen süreçleridir. Örneğin, kalbin atışı, solunum, sindirim gibi temel yaşam fonksiyonları, beyin ve sinir sistemi tarafından kontrol edilen ancak genellikle farkında olunmayan, otomatik işlevlerdir. Bu işlevlerin çoğu, evrimsel olarak vücudu korumaya yönelik biyolojik adaptasyonlardır ve insanın yaşamını sürdürebilmesi için elzemdir.

Ancak "otomatizm" aynı zamanda psikolojik bir terim olarak da kullanılır. Yani, bireylerin, bilinçli düşünce süreçlerinden bağımsız olarak, alışkanlıklar, alışıldık davranışlar veya toplumdan edinilen normlarla şekillenen hareketleridir. Bu bağlamda, otomatizm, sadece biyolojik bir olgu değil, aynı zamanda bir sosyal yansıma olarak da karşımıza çıkar. Peki, bedenin ve zihnin bu otomatikleşmiş hareketlerinin, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörlerden nasıl etkilendiğini tartışalım.

Toplumsal Cinsiyet ve Otomatizm: Kadınların Deneyimlerine Etkisi

Toplumsal cinsiyet normları, bireylerin yaşantılarında derin izler bırakır. Kadınlar, tarihsel olarak bakım, ev işlerini yapma ve çocuk büyütme gibi sorumluluklar yüklenmişlerdir. Bu durum, bazı davranışların otomatikleşmesine neden olabilir. Örneğin, kadınlar genellikle "biri için" otomatik olarak bakım gösterme eğilimindedirler; bu davranış, toplum tarafından beklenen bir norm olarak sunulmuştur. Kadınlar, gerek evde gerekse iş yerinde, sürekli bir "yardım etme" ve "bakım verme" rolüyle karşı karşıya kalırlar. Bu durum, kadınların bilinçli düşünce süreçlerini aşarak otomatikleşmiş davranışlarıyla kendini gösterir.

Buna bir örnek vermek gerekirse, annelik ve kadınlık rollerinin toplumsal olarak nasıl içselleştirildiğini ele alabiliriz. Kadınlar, genellikle doğurganlık ve annelik gibi rolleri, toplumsal normlardan bağımsız bir şekilde otomatikleştirebilirler. Fakat bu otomatikleşen davranışlar, bazen kadınların kişisel ihtiyaçlarını ve isteklerini gölgelemesine neden olabilir. Kadınların otomatikleşmiş bakım davranışları, çoğu zaman kendi sağlıklarını ihmal etmelerine veya ekonomik olarak daha düşük pozisyonlarda yer almalarına yol açabilir. Bu bağlamda, toplumsal cinsiyet normlarının kadınların yaşamlarına nasıl nüfuz ettiğini ve otomatizmle ilişkisini anlamak oldukça önemlidir.

Irk ve Otomatizm: Sosyal Normların Bedende Yansıması

Irk, bireylerin hayatındaki birçok faktörü etkileyen önemli bir faktördür. Sigorta, eğitim ve iş gücü gibi alanlarda ırksal ayrımcılık, toplumsal yapının her katmanına etki ederken, bu durum bedensel süreçlere de yansıyabilir. Çeşitli araştırmalar, ırksal azınlık gruplarının daha fazla stresle başa çıkmak zorunda kaldığını ve bu durumun sağlık üzerinde uzun vadeli etkiler yarattığını göstermektedir. Bu tür bir çevresel baskı, bedende ve zihinde otomatizmin gelişmesine neden olabilir.

Örneğin, siyah Amerikalıların sağlık ve stresle ilgili yaşadıkları sıkıntılar, genellikle otomatikleşmiş bir savunma mekanizması yaratır. Birçok siyah Amerikalı, yaşadıkları ırkçılığa karşı fiziksel ve duygusal olarak otomatik bir tepki geliştirmiştir. Bu tepki, stresle başa çıkmanın bir yolu olarak kabul edilebilir, ancak bu tür bir otomatikleşme, zihinsel ve fiziksel sağlığı olumsuz etkileyebilir. 2007'de yapılan bir araştırma, ırksal ayrımcılığın stres düzeylerini artırdığını ve bu durumun kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açtığını ortaya koymuştur.

Bununla birlikte, ırksal azınlıkların, sağlık hizmetlerine ve sigorta gibi sistemlere erişimde de büyük zorluklar yaşadıkları unutulmamalıdır. Bu durum, bireylerin sağlıklarını koruma noktasında otomatikleşmiş davranışlar geliştirmelerine neden olabilir. Bu, ırksal eşitsizliklerin bir başka boyutunu gözler önüne serer.

Sınıf ve Otomatizm: Ekonomik Erişimin Zorlukları

Sınıf, insanların yaşamlarını belirleyen bir diğer önemli faktördür. Düşük gelirli bireyler, genellikle daha az sağlık hizmetine erişim sağlarlar ve bu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının ve düzenli tıbbi bakımların "otomatikleşmesini" engeller. Bu sınıfsal eşitsizlik, sağlık konusunda da belirginleşir. Örneğin, düşük gelirli bir ailenin bireyleri, genellikle sağlık sigortasına erişim konusunda zorluk çekerler ve dolayısıyla sağlıklarını güvence altına almak için gerekli adımları atmakta zorlanabilirler. Bu durum, bedensel otomatikleşmiş savunma mekanizmalarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Zihinsel ve fiziksel olarak zorlanan bireyler, hastalıkları geciktirerek veya tedaviye geç kalmadan, kendi sağlığına karşı daha savunmasız hale gelebilirler.

Sınıfsal eşitsizliklerin yarattığı bu etki, yalnızca bedensel sağlığı değil, aynı zamanda toplumsal olarak kabul edilen rollerin de otomatikleşmesine yol açar. Düşük gelirli sınıflarda, sağlıkla ilgili bu tür otomatikleşmiş tutumların bireyleri savunmasız hale getirdiğini görmek mümkündür.

Sonuç: Otomatizm ve Toplumsal Yapılar Arasındaki İlişki

Otomatizm, tıbbın sadece biyolojik değil, aynı zamanda toplumsal bir boyutudur. Toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörler, bireylerin otomatikleşmiş davranışlarını ve sağlıklarını doğrudan etkileyebilir. Kadınlar, ırksal azınlıklar ve düşük gelirli sınıflar, toplumsal normlar ve eşitsizliklerle şekillenen sağlık ve beden algılarıyla karşı karşıyadır. Bu nedenle, sağlık sistemlerinin, toplumsal yapıları göz önünde bulundurarak daha adil ve erişilebilir olması gerektiğini savunmak, yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur.

Peki sizce, toplumdaki bu tür eşitsizliklerin otomatikleşmiş sağlık davranışlarına olan etkisini değiştirmek için ne gibi adımlar atılabilir? Otomatizm ve sosyal eşitsizlikler arasındaki bağlantıyı nasıl güçlendirebiliriz?
 
Üst